GPR Klinikum, “Herzenssache Lebenszeit” kampanyasının bilgilendirme otobüsünü yeniden Rüsselsheim’a getiriyor

Bilgilendirme hayat kurtarabilir: Uzmanlar 25 Haziran’da Marktplatz’ta bilgilendirme yapacak

 

Sağlık risklerini bilmek, belirtileri yorumlamak, hızlı tepki vermek: GPR Klinikum, ülke çapındaki “Herzenssache Lebenszeit” bilgilendirme girişimine aktif olarak destek veriyor. 25 Haziran 2026 tarihinde saat 11:00 ile 14:00 arasında, dikkat çekici, parlak kırmızı çift katlı bilgilendirme otobüsü yine Rüsselsheim am Main’daki pazar meydanında duracak. GPR Klinikum’un kardiyologları, nörologları, dahiliye uzmanları ve beslenme danışmanları, diyabet, kalp-damar ve böbrek hastalıkları ile ilgili sorularınızı yanıtlamak üzere orada hazır bulunacaklar.

 

İlgilenenler, doktorlar ve uzman personel ile birebir görüşme yaparak merak ettikleri konuları netleştirebilir ve diyabet, felç veya kalp yetmezliği gibi hastalıklar açısından kişisel risklerini ölçtürebilirler. Bu amaçla, etkinlik alanında kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol seviyesi gibi önemli sağlık değerleri ölçülmektedir. Buna ek olarak, sık sık fark edilmeyen bir kalp ritmi bozukluğu olan atriyal fibrilasyon gibi risk faktörleri hakkında bilgi veren kapsamlı bilgilendirme materyalleri de sunulmaktadır.

Gerekirse, Wiesbaden’deki “İnme ve Hipertansiyon” adlı destek grubuyla da irtibat kurulabilir. Grubun başkanı Bayan Stephanie Pauli de bu amaçla çift katlı otobüsü ziyaret edecektir.

“Klinik olarak taahhüdümüz, asıl hasta bakımının çok ötesine uzanıyor,” diye vurguluyor GPR Genel Müdürü Achim Neyer. “Yerinde sunduğumuz danışmanlık hizmetiyle, farkındalığa katkıda bulunmak, risk faktörlerini erken aşamada tespit etmek ve böylece kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine yardımcı olmak istiyoruz.”

“Bu hastalıkların çoğu yıllar boyunca fark edilmeden gelişir ve genellikle ancak ikinci derece hasarlar ortaya çıktıktan sonra teşhis edilir,” diye ekliyor Tıbbi Direktör PD Dr. Gerd Albuszies. “Bu nedenle, erken aşamada bilgilendirme yapmak, bağlantıları anlaşılır kılmak ve insanları sağlıklarını aktif olarak ele almaya motive etmek daha da önemlidir.”

Diyabet ve Kardiyovasküler Hastalıklar: Sıkça Hafife Alınan Bir Risk
Dünya çapında 425 milyondan fazla kişi diyabet hastasıdır ve bunların yaklaşık 212 milyonu teşhis edilmemiştir. Tip 2 diyabet, bu hastalığın en yaygın türüdür. Bu metabolik hastalık, sadece günlük yaşamda önemli kısıtlamalara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda kardiyovasküler hastalık riskini de artırır. Tip 2 diyabet hastaları, diyabeti olmayan kişilere kıyasla kardiyovasküler hastalıklara iki ila dört kat daha sık yakalanır. 


Kalp yetmezliği, diyabet ve diğer kardiyovasküler hastalıkların özellikle tehlikeli bir sonucudur. Almanya’da hastaneye yatışların en sık nedenlerinden biridir. Ayrıca diyabet, yaşam süresini önemli ölçüde kısaltabilir: 60 yaşındaki bir hastanın yaşam süresi, aynı yaştaki sağlıklı bir kişiye kıyasla altı yıla kadar azalabilir. Kalp krizi veya felç gibi ek faktörler de devreye girerse, yaşam süresi 12 yıla kadar bile düşebilir.

Sıklıkla göz ardı edilen
böbrekler Tıbbi uygulamada, metabolik, kalp ve böbrek hastalıklarının birbiriyle yakından bağlantılı olduğu gerçeği sıklıkla göz ardı edilmektedir. Obezite ve tip 2 diyabet sadece kalbi ve damarları değil, böbrekleri de zarar verir. Araştırmalar, diyabetli kişilerin diyabetsiz kişilere kıyasla böbrek hastalığı ve hatta böbrek yetmezliği riskinin altı kat daha yüksek olduğunu göstermektedir. Birçok hasta, hastalığın seyri sırasında kardiyovasküler nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Özellikle diyabet ve kronik böbrek yetmezliğinin bir arada görülmesi, yüksek morbidite ve mortalite ile ilişkilidir.


Kampanyanın amacı: Bilgilendirme ve farkındalık yaratma
Ülke çapındaki “Herzenssache Lebenszeit” (Kalp Meselesi, Yaşam Süresi) girişimi tam da bu noktada devreye giriyor: Uzmanlar, doğrudan iletişim yoluyla önemli bilgileri aktarıyor ve halkın risk bilincini artırıyor. Kişisel riskini bilen ve beslenme ile egzersiz yoluyla bu riske hedefli bir şekilde karşı önlem alan kişiler, kardiyovasküler hastalık riskini azaltabilir ve böylece sadece yaşam süresini uzatmakla kalmaz, aynı zamanda yaşam kalitesini de artırabilir.